
Nuran Erden
Duvarlara değil, hayata renk veren bir inat!
Bazı insanlar sanat eğitimi alır.
Bazıları ise hayatın içinden bir sanat çıkarır.
Nuran Erden, ikinci yolu seçenlerden.
İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı Germiyan köyünde yaşayan Nuran Erden, resim yapmaya bir sanatçı olarak değil, içinden geldiği için başladı. İlk önce evindeki sandalyelere küçük desenler çizdi. Sandalyeler yetmeyince duvarlara yöneldi. Zamanla köyün boş duvarları, elektrik direkleri ve sokakları onun renkleriyle doldu.
Çiftçilikle geçen gündelik hayatının arasında eline fırça ve boya alan Erden, yaptığı çizimlerden hiçbir ücret talep etmedi. Tek amacı, baktığı yerde boşluk değil renk görmekti. Kendi parasıyla aldığı boyalarla köyün duvarlarını boyadı. Komşularının evlerini renklendirdi ve Germiyan’ı bir açık hava sanat alanına dönüştürdü.
Başlangıçta garipsenen bu çizimler zamanla köyün kimliğine dönüştü. Duvarlara yaptığı resimler sayesinde Germiyan köyü Türkiye’de ve dünyada tanınmaya başladı.
Köyde başlayan bu sessiz dönüşüm, onu Kadıköy Belediyesi’nin davetiyle İstanbul’a taşıdı. Mural İstanbul Festivali kapsamında Kadıköy’deki park ve duvarlara resimler yaptı. Sokakları çiçekler ve doğa motifleriyle renklendirdi.
Nuran Erden kendini hiçbir zaman “sanatçı” olarak tanımlamadı. Onun için yaptığı şey basitti: “Geçip giderken bu çizikleri gören insanların yüzünde bir gülümseme bırakabiliyorsak ne mutlu.”
Bu yaklaşım, onun hayal gücünü özel kılan şey.
Gösterişli galeriler yerine sokakları seçmesi, sanatını herkesin görebileceği alanlara taşıması ve tüm bunları hiçbir beklenti olmadan yapması…
İnatçı bir üretim biçimi.
İnatçı Hayal Gücü Ödülü’nün Nuran Erden ile buluşmasının nedeni, zor koşulların, imkânsızlıkların ve görünmezliğin içinde üretmekten vazgeçmemesi, sanatını bir direniş ve neşe alanına dönüştürerek hayal gücünün herkes için mümkün olduğunu göstermesidir.
Çünkü bazen bir köyün duvarına çizilen bir çiçek, bütün bir hayata umut ekebilir.