
SAYGI ÖDÜLÜ – Reşat Ekrem Koçu
İstanbul’un hafızasını yazmaya ömrünü adayan bir tarihçi
Bazı insanlar tarih yazar. Bazıları ise bir şehrin ruhunu kaydetmeye ömrünü adar. Reşat Ekrem Koçu, ikinci yolu seçenlerden.
1905’te İstanbul’da doğan Reşat Ekrem Koçu, İstanbul Dârülfünunu Tarih Bölümü’nden mezun olduktan sonra hayatını İstanbul’un “muazzam kütüğünü” oluşturmaya adadı. 1944’te başladığı İstanbul Ansiklopedisi, dünyanın ikinci şehir ansiklopedisi olarak tarihe geçti. Ancak bu devasa eser, Koçu’nun 1975’teki ölümüne rağmen tamamlanamadı; G harfinde kaldı.
Koçu’nun yaklaşımı resmî tarih anlatısının çok ötesindeydi. O, İstanbul’u yalnızca büyük olaylar ve büyük isimler üzerinden değil; sokakları, meyhaneleri, hamamları, kahveleri, sıradan insanları ve marjinal yaşantıları üzerinden anlattı. Sokaklardan mimari yapılara, mühim ya da sıradan şahıslardan şehrin âdetlerine, tarihî olaylardan şehir efsanelerine kadar İstanbul’un her katmanını kayda geçirdi.
Tarihçi İlber Ortaylı’nın deyişiyle, “Hiçbir şehrin kütüğü bu kadar ilginç olamaz.” Koçu, marjinal insanların hakkındaki kayıtları ilk kez mahkeme defterlerinden çıkaran, bazı polislerin özel defterlerini bile araştıran bir merak insanıydı. 40.000’i aşkın arşiv belgesi, bugün SALT ve Kadir Has Üniversitesi iş birliğiyle dijital ortamda erişime açılmış durumda.
Saygı Ödülü’nün Reşat Ekrem Koçu ile buluşmasının nedeni; hayal gücünü şehrin hafızasını korumaya adayan, resmî tarihin ötesine geçerek görünmeyenleri görünür kılan ve yarım kalan ama etkisi kuşaklar boyunca süren bir miras bırakan uzun soluklu katkısıdır.
Çünkü bazı insanlar yalnızca tarih yazmaz. Bir şehrin ruhunu ölümsüzleştirir.