SAYGI ÖDÜLÜ – Şefik Direnoğlu

    Milyonlarca gözün önünde gizlenen bir aşk

    Bazı insanlar tarihi okur. Bazıları ise tarihi çocukların gözlerinin önüne koyar. Ve çok nadir olarak, bazıları tarihin içine bir sır gizler. Şefik Direnoğlu, bunların hepsini yaptı.

    Türkiye’de bir okulda okumuş herkes, farkında olsun ya da olmasın, büyük ihtimalle onun eserlerine bakmıştır. Sınıf duvarındaki padişah portreleri, koridordaki Atatürk ve çocuk illüstrasyonları, mevsimleri anlatan rengârenk şeritler… Bunların büyük çoğunluğunun arkasında tek bir isim vardır: Şefik Direnoğlu.

    1924’te Sivas’ta doğan Direnoğlu, hem ressam hem yazar hem de resim öğretmeniydi. Ama onu benzersiz kılan, sanatını bir galeri duvarında değil; Türkiye’nin dört bir yanındaki okul sınıflarında konumlandırmasıydı.

    Onun en ikonik çalışması, 36 Osmanlı padişahını kronolojik olarak resmeden portre serisidir. Her padişahın altında bir özlü sözün yer aldığı bu seriler — “Yenileceğinden korkan daima yenilir” gibi — nesiller boyunca sınıf duvarlarından öğrencilere baktı. Selçuklu döneminden Cumhuriyet’e uzanan geniş bir tarihsel yelpazede üretim yapan sanatçının Alparslan portresi, Milli Kütüphane envanterinde yer alan en bilinen eserlerinden biri oldu.

    Ancak Direnoğlu yalnızca tarihi figürleri resmetmedi. Çocukların mevsimleri öğrenmesi için hazırladığı pastoral mevsim şeritleri — ilkbahar, yaz, sonbahar, kış sahneleri — 1970’li yıllardan itibaren ilkokulların vazgeçilmezi haline geldi. Atatürk’ün çocuklarla bir arada olduğu, şefkat temasını işleyen ikonik illüstrasyonları, bayram kutlama resimleri… Tüm bu çalışmalar, bir resim öğretmeninin pedagojik bakışıyla tasarlandı; çocuğun görsel algısına ve gelişimine uygun biçimde kurgulandı.

    MEB ve YÖK’ün önerisiyle bu resimler yıllarca tüm özel ve devlet okullarının koridorlarında yer aldı. Yaklaşık 1968’den bugüne Türkiye’de okula gitmiş tüm çocuklar, öğretmenler, veliler — ülkemizdeki neredeyse herkes — bu resimlere baktı. Bazıları uzun uzun inceledi, bazıları öylece bakıp geçti. Milyonlarca göz, milyarlarca bakış bu resimlere değdi.

    Ama hiçbiri bir şeyi fark etmedi.

    Yaklaşık 60-70 yıl önce Şefik Direnoğlu, Fatih Sultan Mehmet portresini yaparken onun içine gizli bir mesaj ekledi. Fatih’in kaftanına işlenmiş bir bezeme gibi görünen bu detay, aslında bir cümleydi:

    “Nermin, seni çok seviyorum.”

    Nermin, eşiydi. Çocuklarının annesiydi.

    Ve bu aşk mesajı, 60 yıl boyunca Türkiye’nin her köşesindeki okul koridorlarında, milyonlarca insanın gözünün önünde durdu. Herkese açık, herkesten gizli. Tarihin en büyük fatihinin portresinin içinde, bir ressamın en mahrem duygusu.

    Direnoğlu 1994’te hayata gözlerini yumdu. Ama Nermin’e olan sevgisi, bugün hâlâ duvarlarda asılı.

    Saygı Ödülü’nün Şefik Direnoğlu ile buluşmasının nedeni; hayal gücünü tarih, sanat ve eğitimin kesişiminde konumlandırarak nesiller boyunca çocukların görsel hafızasını şekillendirmesi, okul duvarlarını birer müzeye dönüştürerek tarihi yaşanılır ve görünür kılması ve bir padişah portresinin içine zamanın ötesinden bir aşk mesajı gizleyecek cesaret ve hayal gücünü göstermesidir.

    Çünkü bazı insanlar yalnızca resim yapmaz. Bazıları milyonlarca gözün önünde, yalnızca bir kişi için bir sır saklar.

    “1968’den bugüne bu ülkede yaklaşık 130 milyon insan yaşadı. Ve neredeyse hepsi, bir okul koridorunda Şefik Direnoğlu’nun resimlerinin önünden geçti. Yaklaşık 800 milyar bakış bu resimlere değdi. Ama bu 800 milyar bakışın hiçbiri, Fatih’in kaftanına gizlenmiş üç kelimeyi fark etmedi: ‘Nermin, seni çok seviyorum.'”

    Social Share