İbrahim Betil

    “Sistem böyle” demeyip sivil toplumu bir kültür olarak inşa eden yol açıcı!

    İbrahim Betil’in kışkırtıcılığı, yüksek sesle “itiraz etmekten” değil, daha zor bir şeyden gelir. Yerleşik düşünme biçimlerini sabırla dönüştürmekten. Uzun yıllar bankacılıkta üst düzey görevler aldıktan sonra, odağını giderek sivil topluma, gönüllülüğe ve toplumsal katılıma çevirmiş, “kurumlar böyle işler” kabullerini sorgulayan bir çizgi izlemiştir. TOG (Toplum Gönüllüleri Vakfı) biyografisi, Betil’in 1994’ten bu yana pek çok sivil toplum yapısında kurucu/üye/başkan gibi roller üstlendiğini ve gönüllü çalıştığını açıkça belirtir.

    Onun asıl etkisi, tek bir projeden ziyade, bir zihniyet dönüşümünü normalleştirmesinde görülür. Gönüllülüğün “boş zaman işi” değil, bir yurttaşlık refleksi; sosyal sorumluluğun “kampanya” değil, kalıcı bir toplumsal sözleşme olabileceğini savunur. Bu perspektif, sivil toplumun dilini de değiştirir. Yardım etmekten çok birlikte güçlenmeyi; “proje yapmak”tan çok topluluk inşa etmeyi, kısa vadeli görünürlükten çok sürdürülebilir etkiyi önemser.

    Betil’in bu yaklaşımı rahatsız edicidir çünkü konforu bozar. “Ben tek başıma ne yapabilirim?” mazeretini elinden alır. İnsanları, kurumları ve liderleri sorumlulukla yüzleştirir. Wikipedia ve çeşitli sivil toplum platformları da onu eski bankacı kimliğinin yanında “sivil toplum gönüllüsü” olarak tanımlar. Farklı kuruluşların gelişiminde etkin rol aldığını vurgular.

    1. HGÖ’de İbrahim Betil’e verilen Kışkırtıcı Hayal Gücü Ödülü, “alışılmış”ı sorgulayan, gönüllülük ve sivil toplumu bir kültüre dönüştüren, toplumsal katılımın dilini değiştiren yaklaşımıyla yeni bir bakış açısını yaygınlaştırdığı için verildi. Çünkü bazı kışkırtıcılıklar sloganla değil, yıllara yayılan tutarlı bir duruşla gerçekleşir.

    Social Share